SİYONİST REJİM ‘BULUT SÜTUNU’ İLE TEVRAT’I TAHRİF EDİYOR

Yusuf Peygamberin Nesebi
2 Mayıs 2017
İsrailoğullarının Çöl Yolculuğu Kronolojisi
2 Mayıs 2017

SİYONİST REJİM ‘BULUT SÜTUNU’ İLE TEVRAT’I TAHRİF EDİYOR

Siyonist İsrail rejiminin, Gazze’ye yönelik başlattığı saldırıya ‘Bulut Sütunu’ adını verdiğini medya haberlerinden öğreniyoruz. Siyonist yönetimin, Gazze’ye düzenlediği saldırı operasyonu isimlerinde özellikle Tevrat kaynaklı dinsel kavramları kullandığını görmekteyiz.
Haber ajanslarındaki ‘Bulut Sütunu’ saldırısına dair açıklamalarda; ” ‘Bulut Sütunu’ Tevrat’ın ‘Çıkış’ bölümünde geçiyor. Yahudiler, ”Tanrının, Yahudileri bir bulut sütunuyla düşmanlarına karşı koruduğuna” inanıyor.”[1] Şeklinde kısa açıklamalar bulunmakta.
Saldırgan İsrail rejiminin psikolojik atraksiyonu olan bu tip isimlendirme ve açıklamalar gerçeği yansıtıyor mu? Bizce asla…..
‘Bulut Sütunu’ olayı veya kavramı Tevrat kaynaklı bir vakıadır. Hz. Musa önderliğindeki İsrailoğulları, Cenab-ı Hakk’ın emriyle bir gece yarısı Mısır’dan hicret etmeye başlar. Kur’an bunu şöyle açıklar; “Andolsun ki biz Musa’ya: Kullarımla birlikte geceleyin yola çık da (size) yetişilmesinden korkmaksızın ve (boğulmaktan) endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç, diye vahyetmiştik.”[2]
Hz. Musa önderliğindeki İsrailoğullarının kafilesi; çoluk-çocuk, kadın, yaşlı, özürlü milyonlara varan bir yoğunlukta idi. Tevrat bu hususu şöyle açıklar; “Böylece Musa Sina Çölü’nde halkın sayımını yaptı. (….) Savaşabilecek durumda yirmi ve daha yukarı yaştaki bütün erkekler bağlı oldukları boy ve aileye göre adlarıyla birer birer kayda geçirildi. (….) Sayılanların toplamı 603.550 kişiydi.”[3]
Sadece savaşacak nitelikteki genç erkeklerin sayıldığı bu sayıma; kadın, çocuk ve yaşlılar da dâhil edildiğinde iki milyonun üstünde bir nüfusun varlığı ortaya çıkmaktadır. Bazı yorumcuların, Tevrat’ta yer alan nüfus sayılarının abartılı olduğunu iddia etmelerine mukabil ıssız, susuz, kupkuru çölde, ne kadar az yoğunlukta olursa olsun bir insan kafilesinin gece gündüz yolculuk etmesinin çok zor olduğu göz önüne alındığında, İsrailoğullarının Mısır’dan başlayan çöl yolculuğunun hayli meşakkatli olduğu kabul edilmesi gerekir.
Böyle devasa nitelikteki nüfusa sahip İsrailoğulları kavminin, geceleyin başlayan çöl yolculuğunda hem gece hem gündüz rehberlik etmesi ve onları manevi yönden güçlendirmesi açısından Cenabı Hakk, ‘Bulut Sütunu’ ve ‘Ateş Sütunu’nu onlara ihsan eder.
Tevrat’ta bu iki sütunun mahiyeti tam olarak tarif edilmemiş olmakla birlikte; ‘Bulut Sütunu’ gündüz, İsrailoğullarına yol gösterirken, ‘Ateş Sütunu’da geceleyin onlara, çölde yollarını aydınlatarak rehberlik eder. Tevrat’taki buna dair kıssa anlatımı şöyledir. “Sukkot’tan ayrılıp çöl kıyısında, Etam’da konakladılar. Gece gündüz ilerlemeleri için, Rab gündüzün bir bulut sütunu içinde yol göstererek, geceleyin bir ateş sütunu içinde ışık vererek onlara öncülük ediyordu. Gündüz bulut sütunu, gece ateş sütunu halkın önünden eksik olmadı.”[4] Tevrat’ın Nehemya kitabında da bu konuda şunlar yer almaktadır: “Yine de, yüce merhametinden ötürü onları çölde bırakmadın. Gündüzün yol göstermek için Bulut Sütununu, geceleyin yollarına ışık tutmak için Ateş Sütununu önlerinden eksik etmedin.”[5]
Gece yolculuklarında önden giderek İsrailoğulları kavminin gideceği yolu aydınlatan ‘Ateş Sütunu’; devasa nüfus nitelikli İsrailoğullarının, rahatlıkla çölde yol almalarını sağlar. Gündüz ise ‘Bulut Sütunu’ hem onlara yol gösterir ve hem de muhtemelen gölge ve serin hava sağlayarak çölün iklim baskısından İsrailoğullarını korur.
Yine Tevrat’a göre İsrailoğullarının çıktığı bu çöl yolculuğunda, ‘Bulut Sütunu’nun onlara rehberlik etmesinin yanısıra bir başka önemli faydası daha olur. O da Firavun ve ordusunun saldırısından İsrailoğulları kavmini korumaktır.
Firavun ordusunun, İsrailoğullarının, Mısır’dan çıktıklarını haber alan Firavun ve askerleri onları denize ulaşana kadar takip ederler. Bu esnada Firavun ordusunu peşlerinde gören İsrailoğulları, Hz. Musa’yı sıkıştırarak, mevcut durumdan yakınmaya başlarlar. Tevrat bu durumu şöyle nakleder; “Mısırlılar Firavun’un bütün atları, savaş arabaları, atlıları, askerleriyle onların ardına düştüler ve deniz kıyısında, Pi-Hahirot yakınlarında, Baal-Sefon’un karşısında konaklarken onlara yetiştiler. Firavun yaklaşırken, İsrailliler Mısırlılar’ın arkalarından geldiğini görünce dehşete kapılarak Rab’be feryat ettiler. Musa’ya, “Mısır’da mezar mı yoktu da bizi çöle ölmeye getirdin?” dediler, “Bak, Mısır’dan çıkarmakla bize ne yaptın! Mısır’dayken sana, ‘Bırak bizi, Mısırlılar’a kulluk edelim’ demedik mi? Çölde ölmektense Mısırlılar’a kulluk etsek bizim için daha iyi olurdu.””[6]
İşte tam bu sırada önlerinden giderek onlara yol gösteren ‘Bulut Sütunu’ İsrailoğulları kafilesinin arkasına geçerek, Firavun ordusu ile İsrailoğulları kavmi arasında perdeleme yaparak İsrailoğullarına kalkan vazifesi görür. Tevrat bu olayı şöyle ifade eder: “İsrail ordusunun önünde yürüyen Tanrı’nın meleği yerini değiştirip arkaya geçti. Önlerindeki ‘Bulut Sütunu’ da yerini değiştirip arkalarına, Mısır ve İsrail ordularının arasına geldi. Gece boyunca bulut bir yanı karartıyor, öbür yanı aydınlatıyordu. Bu yüzden, bütün gece iki taraf birbirine yaklaşamadı.”[7]
İsriloğulları, Hz. Musa’nın Asa’sı marifetiyle ikiye ayrılan denizden geçerken, onlara Firavun ordusunu yaklaştırmayan ‘Bulut Sütunu’ bunun yanısıra Firavun ordusuna zararlar verir. “Mısırlılar artlarından geliyordu. Firavun’un bütün atları, savaş arabaları, atlıları denizde onları izliyordu. Sabah nöbetinde Rab ‘Ateş ve Bulut Sütunu’ndan Mısır ordusuna baktı ve onları şaşkına çevirdi. Arabalarının tekerleklerini çıkardı; öyle ki, arabalarını zorlukla sürdüler. Mısırlılar, “İsrailliler’den kaçalım!” dediler, “Çünkü Rab onlar için bizimle savaşıyor.”“[8]
Kur’an-ı Kerim’de anlatılmayan ‘Ateş ve Bulut Sütunu’ vakıası, Tevrat’ta; İsrailoğullarının Mısır’dan çıkışı esnasındaki Firavun ve ordularına karşı onlara yardımcı bir mucize olayı olarak aktarılmaktadır. Öyle ki Mısır çıkışı gerçekleşen bu ‘Bulut Sütunu’ mucizesi, İsrailoğullarının asıl istikametleri olan Kenan topraklarında bile duyulan meşhur bir vakıa olmuştur. “Kenan topraklarında yaşayan halka bunu anlatacaklar. Ya Rab, bu halkın arasında olduğunu, onlarla yüz yüze görüştüğünü, bulutunun onların üzerinde durduğunu, gündüz bulut sütunu, gece ateş sütunu içinde onlara yol gösterdiğini duymuşlar. “
Tevrat’ta anlatılan bu mucizevi olayı, Kur’ani perspektiften değerlendirdiğimizde Cenabı Hakk’ın, zalim Firavun ve ordusuna karşı mazlum ve Müslüman İsrailoğullarını ve onların peygamberleri olan Musa (as) ve Harun (as)’u koruduğu anlaşılmaktadır.
Bu olay her ne kadar Kur’an’da yer almasa da Kur’ani perspektiften bakıldığında Tevrat kıssasında yer alan; “…Rab ‘Ateş ve Bulut Sütunu’ndan Mısır ordusuna baktı…” ve Zebur’da bahsedildiği gibi “(Rab) Bulut sütunu içinden onlarla konuştu.”[9] Şeklindeki, Cenabı Hakk için kullanılan metaforik ifadelerin, bir tahrif unsuru olarak sonradan Tevrat’a ve Zebur’a sokuşturulduğunu kabul ettiğimizde; Tevrat’ta anlatılan bu olayın Cenabı Hakk’ın muvahhid İsrailoğullarına bir ihsanı olarak kabul etmemizde bir sakınca yoktur kanaatindeyiz.
Bu mütalaamızı günümüz ile ilişkilendirirsek; Medya’da yer alan haberlerdeki; Siyonist İsrail ordusunun mazlum Filistin halkına karşı başlattığı bir saldırı operasyonuna verdiği ‘Bulut Sütunu’ isimlendirmesi; Tevrat’ta yer alan gerçek vakıa ile asla uyuşmamaktadır.
Dolayısıyla saldırgan İsrail rejiminin, Gazze’ye yaptığı saldırı operasyonuna itiraz edenler açısından bir psikolojik sindirme ve psikolojik karşı atak temelli bu isimlendirmesi; gerçekte hem dini kullanarak Yahudi halkını kandırma amaçlı ve hem de dini manivela yaparak dünya kamuoyunu yanıltma endeksli olumsuz bir davranıştır.
Siyonist rejim, geçmişteki İsrailoğulları din adamlarının yaptıkları Tevrat’taki tahrifatın benzeri bir vakıayı, bugün kendi üzerine alarak otantik (!) ve nostaljik (!) bir tahrif işlemi gerçekleştirmektedir.
Kur’an, İsrailoğulları din adamlarının, Tevrat’ın yeniden derlenişi ve ona bağlı sonraki yorumları esnasında yaptıkları Tevrat’taki tahrifata şöyle temas eder: “Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat’ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.”[10]
Bugün de zalimlikleri sınır tanımayan Siyonistler; geçmişte mazlum ve Müslüman İsrailoğulları kavmini, zalim Firavun ve ordularından koruyan Cenabı Hakk’ın mucizevi bir ihsanı olan ‘Bulut ve Ateş Sütunu’ olayını tahrif edip saptırarak; Tevrat’ta geçen olayı ve kavramlarını yer değiştirerek gerçekleri tahrif etmekten çekinmemektedirler.
Yaptığı bu tahrifatla Siyonist rejim; mazlum Filistin halkına karşı saldıran Siyonist ordunun, zalim ve inkârcı Firavun ordusu niteliğini örtmek için katil ve maktulün yerini değiştirmektedir.
Gazze’deki Müslüman ve mazlum Filistin halkına saldıran, zalim ve inkârcı Siyonist rejim ve ordusu, aslında geçmişteki, Firavun ve ordusunun zulmünü yapmaktadır. Adını verdikleri ‘Bulut ve Ateş Sütunu’ operasyonu, mazlum Filistin halkına zarar veremeyecek, dönüp zalim Siyonistleri ezecektir. İnşaallah…
“De ki: Söyler misiniz; size Allah’ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helâk olur?” (Enam,6/47

Cengiz Duman
Araştırmacı-Yazar

Dipnotlar:
[1]http://www.yirmidort.tv/dunya/gazzede-simgeler-savasi-79979.htm
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1107983&CategoryID=81
[2] Taha,20/77.
[3] Tevrat/Sayılar,1/19-46.
[4] Tevrat/Çıkış,13/20-22.
[5] Tevrat/Nehemya,9/19. “Gündüzün bir bulut sütunuyla, geceleyin yollarına ışık tutmak için bir ateş sütunuyla atalarımıza yol gösterdin.” Tevrat/Nehemya,9/12.
[6] Tevrat/Çıkış,14/9-12.
[7] Tevrat/Çıkış,14/19-20.
[8] Tevrat/Çıkış,14/23-25.
[9] Zebur/Mezmurlar,99/7.
[10] Maide,5/13.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir